
* BU SAYFADA GÜVEN HAREKETİ MENSUPLARININ TÜRKİYE’NİN GÜNCEL KONULARINA İLİŞKİN YAZILARI BULUNMAKTADIR.
GÜVEN HAREKETİ TEMEL İLKELERİ DOĞRULTUSUNDA HAZIRLANMIŞ YAZILAR, YAZARLARIN ŞAHSİ FİKİRLERİNİ YANSITMAKTADIR.
* YAZILAN
YAZILAR bilgi@guvenhareketi.org
adresine gönderilecektir.
* YAZI FORMATI:
TARİHİ :………………………….
YAZARI
: ……………….…………
YAZI BAŞLIĞI :…………………………..
YAZI METNİ :
………………………….
……………………………
…………………………...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
YAZI ARŞİVİ :
12
28
21
22 Şubat 2022 :
Dr. Tahir Kumkale’nin “Rusya-Ukrayna savaşı” başlıklı yazısı
27 Ocak 2022
: Dr. Tahir Kumkale’nin “Elektrik
Faturaları Soygunu” başlıklı yazısı
25 Aralık
KAMUOYUNA DUYURU
Güven Hareketi Başkanlık Divanı Üyesi Avukat Sayın Şener Yurdakul’un
kaleme aldığı “ ÇÖZÜM DEMOKRASİDE ARANMALIDIR” başlıklı yazısı Güven
Hareketi’nin ilkelerine uygun mesajlar içerdiğinden aynen yayınlanması uygun
görülmüştür.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. (01 NİSAN 2008)
Güven Hareketi Başkanlık Divanı
=============================================
ÇÖZÜM DEMOKRASİDE
ARANMALIDIR
Demirperde yıkıldıktan sonra ortaya çıkan ülkeler hiçbir demokrasi geleneği
olmadan ve birikimleri olmadığı halde Avrupa Birliğine girme şansını
yakalamışlardır.
Diktatörlükle yönetilen Latin Amerika
ülkeleri dahi demokratik yaşamın tüm gereklerini ve gereçlerini yaşama
geçirmişlerdir.
Demokrasiden korku, demokrasiden kuşku Türk insanının Türk siyasi kurumlarının
zihinlerinden silinmelidir. Şok tedbirlerle, şok kararlarla Demokrasiyi
kurmalıyız.
Önce Demokrasiyi Liberalleştirmeliyiz.
Çünkü demokrasi liberalleşmedikçe ekonomi
liberalleşemez. Demokrasi kanalları tıkalı bulundukça temiz yönetime geçemeyiz.
Siyaset-Bürokrasi-Mafya
üçgeni, sadece sistemin kusurundan değil Demokratik bir denetimin olmayışından
kaynaklanmaktadır..
Biz siyaseti günlük politika sanıyoruz. Hükümetleri değiştirerek mevcut sorunları
çözemeyeceğimizi sanıyoruz. Temel kurallarını koymamış, ana kurumlarını
kurmamış bir demokraside hükümetin istikrarı sağlamasının zor olduğunu yıllar
ortaya koymuştur. Oysa biz siyasi üretimi daima yaşar halde tutarsak, yeni
kurulacak hükümetler eskilerden daha başarılı olurlar.
Gerçek bir demokrasi kuramadığımız için
demokrasinin araçları halkın beğenisini ve güvenini kaybetmiştir. Bunun için
öncelikle oy demokrasisinden
kurtulmalıyız.
Türk
Demokrasisi, daima yeni sorunlar yaratan ve bu sorunları çözmekte zorlanan bir
sistem olmaktan çıkarılmalıdır.
Her şeyi bir başkasının üstüne yükleyerek
işin içinden çıkılamaz. Özeleştiri yapmak zorundayız. Özgüveni olan özeleştiri
yapar.
Hızla
kentleşmeye gidiyoruz. Fakat henüz sanayileşmemiş kentteki insanlarımıza iş
bulamıyoruz ve yığılmalar ortaya çıkardığı sorunlarla gelip demokrasiyi tehdit
ediyor. Demokrasiyi kimse bize vermez. Demokrasiyi biz dayatacağız.
Türkiye “Demokrat Devleti” ortaya
çıkarmalıdır. Siyasetçi demokrasiyi önce partinin içerisinde, sonra zihninde,
sonra da bütün yaşamında inanarak uygulamalıdır.
Kalkınmacı
ve girişimci bir düşünceye sahip olmamıza ve çok önemli bir coğrafyada
yaşamamıza rağmen, dünya bizi çağdaş bir devlet gibi görmüyor. Avrupa Birliğine
bile almakta zorlanıyorlar.
Çağdaş devlet; insanlara haklarını ve
özgürlüklerini veren, ülkesinin demokrasisini değişmez kurallara bağlayan ve
bunları tümüyle uygulayan bir devlettir. Eğer biz böyle bir devleti ortaya
çıkaramıyorsak siyasi partilerin, parlamento binasının, hükümetin, diğer
kurumların varlığı biçimsel olmaktan öteye gidemez.
Siyaseti,sadece milletvekili,bakan ve hükümet
olmaktan öteye düşünerek, yani bir klasiği bozarak, çağdaş bir programla büyük
hedeflere taşımalıyız. Küçük sorunlara takılı kalmak yerine çok önemli ülke
sorunlarını çözme yoluna gitmeliyiz.
Mutlak demokrasi ortaya çıktığında dedikodular
da,yolsuzluklar da, itirazlarda tedavülden kalkacaktır. Ülkede dengeler
değişecektir. Bu noktaya ulaşmak zorundayız.
Biz Avrupa’nın sadece ve sadece demokratik kimliğini ve o
kimliğin ona getirdiği yüksek teknolojiyi, sanayileşme sürecindeki başarısını
paylaşmak istiyoruz.
Yoksa hiçbir milli ve anevi
değerlerimizden, dinimizden, dilimizden ve ulusal bütünlüğümüzden vazgeçerek
değil, onları koruyarak, yücelterek, laîk bir demokrasinin şartı olarak o
bilincin içinde olmak istiyoruz.
Siyasi Parti, en az yargıç kadar, en az yargı
kadar, kendisini yargılayan ve denetleyen bir güç olmalıdır.
Siyasi Partiler bu gücü taşıyamazlarsa siyaset Türkiye’yi taşıyamaz.
Demokrasi kimliğimizi tartışabiliriz. Ancak bir kimliğimizi asla tartışamayız.
Bu da Laik Demokrat Cumhuriyetimizdir.
Avukat Şener Yurdakul
Aziz Türk Milleti;
İnsanlarımızı dehşete düşüren acı olayları, sevindirici gelişmeleri,
mutluluk veren anıları ile bir yılı daha geride bırakıyoruz.
Gelecek
umudumuzu muhafaza ederek huzur içinde yeni bir yıla girmenin coşkusunu
yaşıyoruz.
Türk milleti binlerce yıllık tarihi geçmişinden aldığı
güçle 2008’den çok şeyler bekliyor. Geleceğini görmek ve yarınlarının
aydınlık olacağına inanmak, Atatürk ilke ve İnkilaplarınının ışığında
yaşamak istiyor.
Türk milleti; adaletin adil dağıtıldığı, evlerine ekmek
götürebilecek işlerinin olduğu, devamlı huzur ve refah ortamının
sağlandığı, can ve mal güvenliği bakımından hiç bir endişesinin
kalmadığı, bölgede ve dünyada sözü geçen, milli davalarını sahiplenmiş,
kendi imkan ve kabiliyetlerine ve milli kaynaklarına dayanarak başını
dik tutabilen, sorunlarına kendisi çare üretebilen, borçsuz, bağımsız ve
bağlantısız tam bağımsız Türkiye özlemini bu defa da yeni yıla bıraktı.
Güven
Hareketi; halkımızın umutları doğrultusunda kamuoyunu bilgilendirme ve
bilinçlendirme çalışmalarına devam etmektedir. Güven Hareketi mensupları
olarak, 2008 yılında da bugüne kadar sergilediğimiz hizmet aşkımız,
vatan ve millet sevgisi ve başarma azim ve irademize dayanarak
milletimizle birlikte ülkemizi layık olduğu çağdaş düzeye taşıyacağız.
Bu zorlu yolculukta rehberimiz Atatürkçü Düşünce sistemi olacaktır.
Bu düşünceler ışığında 2008’in; milletimizin umutlarının arttığı ve
beklentilerinin gerçekleştiği bir yıl olmasını, milletimize ve
devletimize hayırlar getirmesini, sağlık ve mutluluk ve başarılarla dolu
olmasını diliyoruz.
Güven Hareketi Başkanlık Divanı
G Ü V E N H A R E K E T İ
K A M U O Y U N A D U Y U R U
21 Ekim
2007 gecesi Hakkari-Dağlıca’da PPK terör örgütünün askerlerimize yaptığı
menfur saldırı ile doruğa ulaşan terör katliamını şiddetle kınıyoruz.
Asil milletimize başsağlığı diliyoruz.
Terör örgütüne açıkça destek veren Barzani ve Talabani ikilisinin
ABD’nin ağzından yaptığı sorumsuz beyanları milletimiz hak etmemiştir.
PKK
saldırılarının AKP hükümetinin tavizkâr ve başkalarından icâzet bekleyen
tutumundan kaynaklandığını biliyor ve hükümeti artık konuşma değil,
eylem zamanı olduğu konusunda uyarıyoruz.
Türk
milletinin teröre karşı yekvücut halinde şahlanışının terörü açıkça
destekleyen ülkelere en son ciddi uyarı olmasını istiyoruz..
Teröre
karşı milli dayanışma içinde bulunan milletimizin bu insanlık dışı
vahşetin önlenmesinde alacağı her türlü aktif tedbirde AKP hükümetinin
destekçisi olacağına şüphe yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti arkasında
kim olursa ve nereden gelirse gelsin milli benliğine, birlik ve
beraberliğine, üniter yapısına karşı gerçekleştirilen her türlü
saldırıyı defedecek güçtedir. Bu güç mutlaka gösterilmelidir.
Bütün
milli güç unsurlarımızın acilen seferber edilerek en kısa sürede terörü
yapan ve yaptıranların akıttıkları kanda boğulacaklarına inancımızın
tamdır..
Kamuoyuna saygıyla duyurulur..
Güven
Hareketi Başkanlık Divanı